Mahallenin balıkçısı

30 Ocak 2015

“Sabah kahvaltıda da balık yerim, akşam yemeğinde de”
Yaşar Cevahiroğlu – (Cevahiroğlu Balıkçısı, İstinye)

“Sen İstinye’de bekle ben buradayım” dizesiyle başlar Attila İlhan’ın ‘Gece Buluşması’ adlı o unutulmaz şiiri… Şairin sevgilisine “bekle” dediği yerdeyiz biz de, İstinye’de… Ama İstinye sahilinde değil, çarşı içinde… Çünkü yıllardır İstinye sahilinde balık satan balıkçılar artık yok! Yaklaşık 3 yıl önce sahildeki bütün balık tezgâhları yıkıldı. İstinyeli balıkçılar da semtin içeri kısımlarına taşıdılar tezgâhlarını bir bir… Yaşar Cevahiroğlu semtin en eski balıkçılarından, doğma büyüme İstinyeli. Ama aslen Trabzon, Oflu. Balıkçılık baba mesleği. Kendi motorları varmış eskiden, babasıyla balığa çıkarmış. 1960’lı yıllarda açmış ilk balık tezgâhını İstinye sahilinde. Palamudun çiftinin 25 kuruş olduğu günler… Yerlere dökülürmüş, kimseler yemezmiş. Tenekeyle satarlarmış o zaman balığı. Köylüler alır, tuzlama yaparlarmış. “Şimdi her şey değişti. İnsanlar, hayvanlar, balıklar, her şey.” diyor Yaşar Cevahiroğlu, iç geçirerek.

Tezgâhında sadece hamsi, sarıkanat, çinekop ve mezgit olduğunu görünce soruyoruz, “Peki ya diğerleri?” Alınıyor biraz sanki, “Lüferin tanesini almaya kalksan 20 lira. Vatandaş bunu alamaz. Satmakta zorlanırız” diyor. En çok hamsi satıyormuş şu günlerde, bir de çinekop. Sadece gırgır balığı, ağ balığı satıyor. Sabah kahvaltıda bile balık yiyor Yaşar Kaptan. “Eskiden hamsi yiyoruz diye bizimle dalga geçerlerdi. Şimdi herkes yiyor bayıla bayıla”diyor ve “Hamsi kılçığı ile mi yenir?” sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Bana göre kılçığı vitamindir balığın, özüdür. Fosforu kılçığında. Lezzeti o verir. Hamsinin kılçığını ayıklarsan telef olur.” Gelelim hamsinin faydalarına… “Ne şişmanlatır ne de zayıflatır” ona göre… Fosfor açısından zengin olduğu için gözlere iyi geldiğini söylüyor. Ve bir örnekle destekliyor bu tezini, “Mesela ben 65 yaşındayım, hiç gözlük takmadım.”

Peki en iyi müşterileri kimlermiş acaba? Hiç tereddütsüz cevaplıyor: “Ermeniler, Yahudiler, Rumlar. Onlar anlıyor balıktan, bizimkiler anlamaz. Bir de Boğaz’ın yerlisi bilir, tanır. Sonradan gelenler ne yediğini bile bilmez.” Her gün sabaha karşı 3’te uyanıyor, kahvaltısını yapıyor, balık haline yollanıyor. Sabah 7-8 gibi tezgâhını açıyor. Haftanın 7 günü aynı tempo. Peki ne zaman tatil yapıyor? “Avlanma yasakları başlayınca Nisan 15’ten itibaren dört ay tatilim. Yetmez mi?” “Çocukların var mı, onlar devam ettirecek mi mesleği?” diye soruyoruz Yaşar Kaptan’a son olarak. “Yok, onları katmam, onlar okuyor. Herkes yapamaz bu işi. Soğuk adamı mahveder biliyor musun? Dört tarafı açık bu tezgâhın, rüzgâr vurur. Soğuk yersen hastalanırsın. Dayanmak zordur. Ben alıştım ufaklığımdan beri, dayanıklıyım. Ama onları katmam.”

Yazı: BİRGÜL KOPUZ
Fotoğraflar: ALTAN AYKAN

YORUM

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.