Gökyüzünde asılı kalmış bir güzellik: Meteora

27 Aralık 2020

Maria ile karşı yakanın lezzetleri

Dik uçurum ve kayalıkların hemen yamacına kurulmuş büyüleyici bir şehir Meteora. Başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz muhteşem bir manzara, kayalara inşa edilmiş manastırlar, bol oksijen, cömert doğa. En doğal ürünlerle hazırlanan yemekler, mezeler. Hele bir de mantar seviyorsanız Meteora ile tanışmanız şart  demektir!

Orta Yunanistan’da, Atina’ya 358 km mesafede bulunan Meteora’dayız bu defa. Meteora ‘boşlukta asılı kalmış’ anlamına geliyor. Buraya ayak basınca neden böyle bir isim verildiğini hemen anlıyorsunuz zaten. Adeta bir uzay filmindeymişsiniz hissi uyandıran, sıra dışı kayalıklarla karşılaştığınızda gözlerinize inanmakta zorlanabilirsiniz. Burası dik uçurum ve kayalıkların hemen yamacına kurulmuş Kalambaka ve Kastraki köylerinden oluşan küçük bir şehir. Ama dik uçurumlara inşa edilmiş tarihi manastırları ve büyüleyici manzarasıyla görülmeye değer bir şehir.

Kalambaka’da konaklayarak, UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alan Meteora’yı gelin hep birlikte keşfe çıkalım şimdi. Spor giysiler, çok rahat bir ayakkabı,  bol nefes, sırt çantanızda yeterince su ve uzunca bir yürüyüş… Tırmanış sporunu sevenlerdenseniz burası tam size göre!

Muhteşem manzaralı tarihi manastırlar

Kayalıkların üstünde adeta kartal yuvalarına benzeyen manastırların birkaçına otomobil ile ulaşmak mümkün. Çoğu manastıra gidebilmek için merdiven tırmanışına hazır olun. Ama hedefe ulaştığınızda karşınıza çıkan manzara sizin için harika bir ödül olacak.

Meteora’da manastırlar 11. yüzyılda inşa edildiler. Taşlar ve diğer materyaller makaralara bağlanan ağlarla kaldırılıp zirvelere keşişler tarafından taşındı. Asansör rolünde çalışan ağlar yine keşişler tarafından yüzyıllarca kullanıldı. Kumanyalar  ve hayvanları da aynı tarzda ağlarla taşıyorlardı. Büyük Meteoron Manastırı, Varlaam Manastırı, Ayios Nikaloas Anapafsas Manastırı, Ayios Stefanos Manastırı bu şehirde görebileceğiniz en önemli manastırlardan.

Günümüzde dünyanın her yerinden gelen turistler bu olağanüstü manzaranın keyfini çıkartıyor, kartal yuvalarına benzeyen 20’ye yakın manastırı ziyaret ediyor. Dağcılar için apayrı bir çekim merkezi olan bu kayalar, gastronomi düşkünleri için de saklı köşeler ve küçük köylerle sarmalanmış durumda.

Balık yok ama en doğal ürünler var

Balıkseverleri biraz üzecek bir haberimiz var: Bu kayalar ve dağlarla çevrili şehirde tabii ki balık ürünleri bulamazsınız ama en doğal şartlarda büyüyüp lezzetlenen kuzular, oğlaklar, tavuklar, çeşit çeşit otlar ve mezelerden tadabilirsiniz.

Kalambaka şehrinde ve etrafındaki köylerde yer alan dağ evlerinde konaklayabilir, şömineleri harıl harıl yanan köy lokantalarında yöresel tadımlar yapabilirsiniz. Çok lezzetli sürprizlerle karşılaşmanız mümkün.

Kalambaka ve Kastraki’de birçok otantik restoran ve taverna bulunuyor. Peki burada neler yiyelim, nelerin tadına bakalım diyorsanız size birkaç önerim olabilir. Ev yapımı sosisler, kaliteli ve lezzetli köy peynirleri, yoğurt, bal ve meyve tatlıları, ev yapımı kekler meşhur. Yemeklerin çoğu doğal ürünlerle ve geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor.

Haydi mantar toplamaya!

Kalambaka şehrinde Andoniyadis Hotel’in tam karşısında, Doğa Tarihi ve Mantar Müzesi’ni mutlaka gezmenizi tavsiye ederim. Kaybolmaya yüz tutmuş yüzlerce kuş çeşidini bu müzede görebilirsiniz. Ayrıca her pazar günü yapılan beyaz trüf avının başlangıcı da bu müzeden yapılıyor. Hep birlikte ormana gidiliyor. Trüf avcısı eşliğinde mantarlar toplanılıyor ve özel yapım tencerede normal mantarlarla pişirilip makarna ve şarap eşliğinde muhteşem bir piknik yapılıyor. Yerlere serilen örtüler, kahkahalar, farklı ülkelerden gelen insanlar ve dostluklar… Hepsi bu kutsal kayaların gölgesinde oluşuyor. Mantarlara ilginiz varsa seyahatinizi pazar gününe denk getirin ve bu güzel etkinliği kaçırmayın.

Şehirden ayrılmadan sevdiklerinize birkaç hediye ya da kendiniz için bu seyahati hatırlatacak objeler almak isterseniz, eğlenceli bir alışveriş sizi bekliyor. Hediyelik eşya, giyim, takı, gıda alışverişlerinizi Kalambaka’daki çeşitli mağaza ve dükkânlardan karşılayabilirsiniz. Daha geleneksel ve otantik şeyler almak istiyorsanız Kastraki’deki dükkânlara bir göz atabilirsiniz.

Meteora’nın gizemli havasını solumak ve enerjisini alabilmek için buraya bir kez gelmek yetmeyecek. Gökyüzünde asılmış gibi duran bu güzel şehri bir kez gördükten sonra tekrar gelmek isteyeceğinize eminim.

Yeni yolculuklarda görüşmek, karşı yakanın lezzetlerini paylaşmak üzere. Sevgilerle…

Beyaz trüf mantarlı makarna

Malzemeler

1 paket pappardelle (fettuccine’ye benzeyen, büyük, çok geniş ve düz makarna)

2 adet beyaz trüf mantarı

Yarım kilo beyaz mantar

1 kilo süt kreması

2 diş sarımsak

3-4 dal fesleğen

1 yemek kaşığı tereyağı

Tuz, karabiber

Yapılışı

Tereyağını geniş bir tavaya alın ve dövülmüş sarımsağı tereyağında çok az soteleyin. İnce ince kesilmiş beyaz mantarları ekleyin. 3-4 dakika çevirdikten sonra, trüf mantarlarından birini çok ince kıyılmış olarak tavaya koyun. Son olarak krema, tuz ve karabiberini ilave edip haşlanmış makarnaları da tavaya alın. Biraz çevirip servis tabağına koyun. Diğer kalan trüf mantarını çiğ olarak pappardelle’nin üstüne rendeleyip fesleğen yapraklarıyla süsleyin ve afiyetle yiyin.

yazı ve fotoğraflar

Maria Ekmekçioğlu

YORUM

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.